Pankreas Kanseri

    

 

 
PANKREAS KANSERİ
DR.ERDOĞAN SÖZÜER
 
                        
 
Değerli okuyucular bu bölümde sizlere göbek hizasında ve karnın arka bölümünde yerleşmiş, hacim olarak fazla yer kaplamayan ancak organizma için hayati önem taşıyan pankreas bezinin kanseri hakkında bazı bilgileri aktarmaya çalışacağım. Pankreas bezi yaklaşık 15 cm uzunluğunda, mide, oniki parmak barsağı ve kalın barsakla ön yüzü tamamen kapatılmış bir organdır. Ayrıca ince barsak, karaciğer ve dalakla çevrelenmiştir. Anlaşılacağı gibi merkezi yerleşimli bir organdır. Pankreas bezi üç kısımdan oluşmuştur. Geniş olan ucu “baş”, orta kısmı “gövde” ve dar ucu ise “kuyruk” olarak adlandırılır. Pankreas kanserleri organın her bölgesinden gelişmekle birlikte en sıklıkla baş bölgesinden kaynaklanmaktadır.
Pankreasın iki işlevi bulunmaktadır. Birincisi, yağ ve proteinlerin sindirilmesine yardımcı olan enzimlerin üretilmesidir. Besinler mideye girdiğinde pankreas bu enzimleri ince bağırsağa salar. Herhangi bir nedenle bu enzimler salınmazsa veya barsağa dökülemezse besinler vücut tarafından bütünüyle emilemez, ishal ve kilo kaybı gibi durumlar ortaya çıkabilir.
Pankreasın diğer işlevi, insülin ve diğer birçok hormonu salgılamaktır. İnsülin vücudun kan şekerini (glükoz) kontrol eder. Adacık hücreleri (pankreastaki üç hücre türünden biri) insülin üreten hücrelerdir. Pankreasın sahip olduğu adacık hücre sayısı vücudun kan şekerini normal düzeyde tutmak için ihtiyacı olandan çok daha fazladır. Çoğu hastada görüldüğü gibi, pankreasın yarısı cerrahi olarak çıkarılmış olsa bile kan şekeri normal düzeyinde seyredebilir.
Pankreasın bu iki önemli görevinin dışında da bazı fonksiyonları vardır. Anlaşılacağı gibi pankreas normal çalışmazsa veya çıkartılırsa pankreasın ürettiği tüm hormonları ve sindirim enzimlerini dışardan hastaya vermemiz gerekmektedir.
Pankreas kanserinde risk faktörleri nelerdir?
Erkeklerde ve 65 yaş ve üzeri kişilerde daha sık görülen pankreas kanserinde alkol, sigara kullanımı, şeker hastalığı bazı çevresel ve mesleki durumlar, yağlı ve şekerli gıdalardan zengin beslenme, kronik pankreas hastalıkları gibi faktörler suçlanmış ancak pankreas kanserine yol açan kesin nedenler izah edilememiştir. gelişir. Erkeklerde daha sık görülür.

Pankreas kanserleri genellikle hangi kısımda olmaktadır?
Pankreas kanserlerin büyük çoğunluğu onikiparmak bağırsağına bitişik olarak pankreasın baş kısmında meydana gelmektedir. Bu organda meydana gelen iyi huylu tümörler ise genellikle pankreasın kuyruk bölgesinde görülmektedir
Pankreas kanserinin klinik belirtileri nelerdir? 
Pankreas kanseri sinsi ilerleyen bir hastalıktır, erken dönemde bariz belirtiler vermez.   Sarılık, En sık ve en erken ortaya çıkan belirtidir. Başlangıçta gözlerde ortaya çıkar, daha sonra deride sararma olur, idrar renginin koyulaşarak ‘çay renkli idrar’ yapma ve açık renkli dışkılamaya takip eder ve nihayet 'camcı macunu' olarak tanımlan dışkının açık renk alması ile sonuçlanır. Sarılığın nedeni, karaciğerde yapılan biluribun maddesinin, pankreas kanseri tarafından safra yolunun tıkanarak oniki parmak barsağına olan atılımın engellenmesidir.   Ağrı, Önceleri müphem karın ağrısı olarak tanımlanan, hafif bir rahatsızlık hissi şeklindeyken, ileri dönemde sırta vuran karın ağrısı şeklini alır. Ağrı bazen kuşak tarzında beli sarabilir. Künt tabiatlıdır. Şişkinlik ve hazımsızlık belirtileri ile sıklıkla birliktedir.   İştahsızlık ve kilo kaybı, Şişkinlik, hazımsızlık, ağrı ve iştah kaybı ile birlikte yetersiz gıda alımı sonucunda hasta kilo verir.Bu belirtiler pankreas tümörü mideye ve ince barsağa bası yaptığında ortaya çıkar. Sindirimle ilişkili sorunlar, tümörün konumundan bağımsız olarak başka karmaşık nedenlerden de kaynaklanabilir.                                                                       Diyabet, Aniden ortaya çıkan ya da diyabetik hastalarda kan şeker kontrolünde gözlenen ani değişiklik, genellikle aile öyküsü olmadan gelişen şeker hastalığı pankreas kanserinin erken belirtisi belirtisi olabilir.                                                                                                                            Assit, Karında sıvı birikmesi
Pankreas kanserinin sinsi ve çabuk ilerlediğini söylediniz, bunun bir sebebi var mı?
Öncelikle pankreas bezi karın arka tarafında yer alan bir organ olduğu için bulunduğu yer itibariyle belirti vermiyor. İkincisi pankreasın etrafında onu koruyacak bir dokusu ve zarı yoktur, bu nedenle hastalık çevre dokulara süratle yayılır. Üçüncüsü pankreasın çok zengin lenf ve sinir ağı vardır, bu da hastalığın çok çabuk yayılmasında etkili olmaktadır.
Hastalığın tanısı nasıl konulmaktadır?  
Hastalık sinsi belirtilerle ortaya çıktığı için tanı zor olabilir. Erken dönemde yakalanan hastalarda, en sıklıkla hekime başvuru anında, bu hastalıktan hekimin şüphe etmesi ve buna yönelik araştırmalar yapması önemlidir.
Laboratuar tetkikleri: Bu testler karaciğer ve diğer organların fonksiyonlarını ölçmektedir. Tek başına hiçbir kan testi pankreas kanseri tanısı koymaya yeterli değildir. Serum bilurubinleri, alkalen fosfataz, karaciğer transaminazları ile CEA, Ca 19-9 ve Ca 125 gibi tümör belirteçleri yükselmiştir. İdrarda bilurubin pozitifliği mevcuttur.
Ultrasonografi (US): Hemen daima ilk başvurulacak inceleme yöntemidir. Bu yöntem, küçük bir televizyon ekranında görebileceğiniz bir resim oluşturmak üzere ses dalgalarını kullanmaktadır. Görüntü pankreasın boyutunu ve olasılıkla tümör varlığını gösterebilir.   Pankreasta solid yada kistik kitle varlığını, kitlenin boyutu, kitlenin diğer çevre yapılarla olan ilişiksi ve damarsal yapılara olan yakınlığı hakkında bilgi verir. Gelişen teknolojiyle ultrason probları endoskopların ucuna yerleştirilmekte, böylece mide ve onikiparmak barsağı incelenebilmektedir.
 
Bilgisayarlı tomografi (BT): Özel bir X ışını aygıtıyla vücudun ayrıntılı resimleri elde edilebilmektedir. Tomografi ağız ve damar yolu ile kontras ilaç verilerek çekildiğinde pankreas tümörleri hakkında çok önemli bilgiler verir. Yaklaşık %95 ve üzerinde tanı koydurucu özelliği vardır. Bu tarama kanserin ne derece yayıldığını gösterebilmektedir. BT taraması tümörün cerrahi müdahaleyle çıkarılıp çıkarılamayacağını belirlemede kullanılan en önemli tetkiktir. 
 
MR: MR görüntüleme aynı şekilde tümörün ayırıcı tanısında önemlidir.
Tomografi ve MR gerektiğinde birlikte kullanılarak hastaya verilecek ameliyat kararı için doğru sonuçlara ulaşılmasını sağlarlar. Tümörün evrelendirilmesinin doğru yapılmasını sağlarlar.
 
 ERCP ( endoskopik retrograd kolanjiopankreatografi): Bu test sırasında bir endoskop (esnek tüp) boğazdan geçirilerek mideye ve ince bağırsağa gönderilir. Hekim endoskop aracılığıyla bölgeyi görür, safra kanalına ve pankreas kanalına boya enjekte edebilir. Bu test, söz konusu kanallarda tümörden kaynaklanan bir basıyla oluşan daralmaları gösterebilir. Stent adı verilen küçük bir tüp sarılığın giderilmesi için safra kanalınıza yerleştirilebilir (safra kalanı bir tümör tarafından bloke edilmişse).
 
PET (pozitron emisyon tomografisi) taraması: Normal hücreleri hızlı bölünen kanser hücrelerinden ayırabilen daha yeni bir teknolojidir
 
İnce iğne aspirasyonu (İİA): Bir tanı yöntemi ile tümör tespit edildiğinde ultrasonugrafi veya tomografi eşliğinde bu kitleden özel iğneler ile parçalar alınabilir. Bunların patolojik incelenmesi sonucu ne tip bir tümör ile karşı karşıya olduğumuzu anlar ve tedavimizi ona göne planlayabiliriz.
 
Anjiyografi: Bu yöntemde pankreastaki ve etrafındaki damarlar incelenir. Radyoloji bölümünde lokal anestezi altında yapılır. Küçük bir kateter üst bacaktaki bir artere yerleştirilir. Kan damarlarına boya enjekte edilir, boya pankreasa ulaşır ve x ışınlarıyla resmi çekilir. Bu resimler cerraha ameliyatı planlamasında yardımcı olabilir.     
                   
Laparoskopi: Bu işlem ameliyathanede genel anestezi altında gerçekleştirilir. Özel bir ekipman ve özel bir eğitim, tecrübe gerektirir. Karın karbondioksit gazı ile şişirilir ve bir teleskop ile karın içi gözlenir. Görüntüler yaklaşık 15 misli büyümüş bir şekilde monitöre taşınır. Karın içinde nasıl bir hastalık olduğu araştırılır, bulunan anormal dokulardan parçalar alınır. Eğer mümkünse aynı seansta hastalığın tedavisi de yapılabilir. Ancak bu işlemler laparoskopi konusunda çok deneyimli cerrahlar tarafından gerçekleştirilebilir.      
Pankreas kanserinin tedavisi nasıl yapılmaktadır?
Cerrahi dışı müdahaleler: Yapılan fizik muayene, laboratuar ve radyolojik incelemelerin sonunda, pankreas tümörünün hangi evrede olduğu, komşu organlarla ilişkisinin ne durumda olduğu ve özellikle komşu damarlara yayılımının olup olmadığı ortaya konur.
İleri evredeki tümörlerde cerrahi uygulanmaz. Bunlara hastanın ömrünü bir süre daha uzatabilmek ve ıstırabını azaltmak için bazı tedaviler verilir. Bu hastalara uygulanacak kemoterapi ile birlikte, mevcut sarılığının düzeltilmesi, beslenme desteğinin sağlanması, ağrının azaltılması ve diğer yaşam konforunun düzeltilmesi amaçlarıyla bazı girişimler uygulanmaktadır. Bunlar;
  1. ERCP yapılarak safra yoluna stent konulması
  2. PTK yapılarak safranın dışarı akıtılması
  3. Ağrı için kateter takılarak devamlı analjezinin sağlanması
  4. Oniki parmak barsağında tıkanıklığa yol açan tümörlerde bu kısma stent takılması
Kemoterapi: Bu tedavide kanser hücrelerinin öldürülmesi için çeşitli ilaçlar kullanılır. İlaçlar genellikle intravenöz yoldan uygulanır (bir damar aracılığıyla kan dolaşımına verilir). Tümör hücrelerini radyasyon tedavisine karşı daha duyarlı hale getirmek için radyasyon terapisi kemoterapiyle birlikte verilebilir.
Radyasyon tedavisi (ışın tedavisi): Bu yaklaşımda kanser hücrelerini öldürmek ve tümörlerin büyümesini engellemek için X ışınları ya da diğer yüksek enerjili ışınlar kullanılır.                  Radyoterapi ve kemoterapi uygulamaları bu güne kadar radikal bir sonuç vermemiştir. Onkoloji doktorlarının çok zor durumda kaldığı bir sorundur. Kısa süre içerisinde tümör büyüyerek safra yolunu tıkayıp karaciğeri devre dışı bıraktığından,alınan besinlerin karaciğerde değerlendirilerek oniki parmak barsağına gönderildiği noktada tıkanma olduğundan karaciğer ve safra kesesi devre dışı kalıp, bilirubin kana geçmektedir. Bunun sonucunda kanın yapısı bozularak beyinsel ve tüm organsal faaliyetlerde aksamalar meydana getirdiği gibi,tüm deri rengini de sarı renge boyamaktadır. Bu durumda yine zaman kazanmak ve safra yollarının sindirim kanallarına boşalmasını sağlamak için ameliyatla drenaj açılmaktadır. Bu da elbette bir çözüm olmamaktadır.
Kemoterapi ya da radyasyon tedavisinin yan etkileri var mıdır?
Kemoterapi ve radyasyon tedavisi çok güçlü tedaviler oldukları için bazı yan etkilere neden olabilirler. Kemoterapinin yan etkileri verilen ilaca göre değişkenlik gösterir. Radyasyon tedavisinin sık bildirilen yan etkileri yorgunluk, iştah azalması, bulantı, karında kramplar ve ishaldir. Bu tedavilerin uygulandığı ünitelerde görülebilecek yan etkilerle ilgili olarak hastalara detaylı bilgi ve bunları önleyici ilaçlar verilmektedir.
Cerrahi tedavi?
Pankreas tümörlerinde cerrahi tedavi uygulanarak pankreasın bir bölümü çıkarılabilir. Tümörün cerrahi olarak çıkartılması bu hastalar için tek kür şansını oluşturmaktadır. Tümör pankreasın kuyruk bölümünde ise cerrahi girişim nispeten daha kolaydır. Pankreas başı tümörlerinde ise pankreas başının yanı sıra safra kesesi, oniki parmak barsağının tamamı ve midenin bir bölümü ve çevre lenf bezlerinin bir bütün halinde çıkarılması gerektiğinden tedavi daha karmaşıktır. Daha sonra, sindirim kanalının bütünlüğünü korumak için sağlam kalan safra yolları ile pankreas yollarının sindirim kanalına boşalmasını sağlamak gerekir. Bu ameliyat cerrahide ‘Whipple ameliyatı’ olarak bilinen ağır ve ciddi bir ameliyattır. Pankreasın gövdesini tutan kanserler çok geç dönemde geldiklerinden, hastalık çevre dokulara ve hayati organlara sıçramakta ve hastaların çoğu cerrahi tedavi şansını kaybetmektedir.
Pankreas alındıktan sonra şeker hastalığı, gelişecek midir?
Evet. Ancak, başka organlar şeker metabolizmasını üzerlerine alma eğilimini göstermektedirler ve pankreası alman bir hastanın şekerden ölmesine sık rastlanmaktadır.   
Sinsi ilerleme gösteren pankreas kanserinden korunmak için alkolden uzak durulması, az yağlı diyetle beslenilmesi ve düzenli egzersiz yapılması önemlidir.